22 Mayıs 2015 Cuma

Rahim Sarkması Nedir Nedenleri Nelerdir?

Rahim Sarkması Nedir?


Genelde genital organları yerinde tutmaya yarayan bağ dokusu vardır ve bağlar vardır. Bunlar rahimin sınırlı hareket etmesini sağlarlar. Sağlam oldukları sürece. Zamanla yaşın ilerlemesiyle doğum sayısının artmasıyla ve daha bir çok nedenden dolayı bu bağlar işlevini kaybeder sağlamlığını kaybeder ve  bu nedenle rahim aşağı doğru bulması gereken yerden aşağıya doğru sarkmaya başlar. Ve buna rahim sarkması denilir.

Rahim Sarkmasının Nedenler?

En önemli nedenlerden bir tanesi yaşın ileri olması sonrasında da çok sayıda doğum yapmaktan kaynaklanıyor. Ayrıca doğum şeklide çok önemli. Her ne kadar doğum şekli tek başına önemli olmasa da bağ dokusu zayıf olan kişilerde de doğumun kendisi bile sarkmaya neden olabilse de yinede normal doğum sezeryana göre rahim sarkmasını daha çok artıran bir etken. Özellikle iri bebekler zor doğumlar. Örneğin ıkınmak çok fazla ıkınmaya neden olan kronik kabızlık gibi bir rahatsızlığın olması kişinin. Kronik öksürük gibi karın içi basıncının sürekli artmasına neden olan kronik obstrüktif akciğer hastalıklarında sürekli karın basıncının artması ve ağır yük kaldırma. Bunlar rahim sarkmasına neden olan etkenler.

Hangi Doğum Sarkmayı Çoğaltır?

Sarkmaya neden olan hangi doğum konusunda çok geniş araştırmalar yapılmıştır. Daha önce dediğimiz gibi genetik alt yapıyla ilgili örneğin köyde hiç doktora gitmeden 9 doğum yapmış bir bayan düşünelim. 9 doğum yapmış ama hiç sarkması yok. Ama bir tane sezeryan olup sarkması olan var. Şimdi bu tamamen genetik alt yapıyla önemli ölçüde ilişkili ama yinede karşılaşma yaptığımız zaman. Ikınma efor doğurma süresinin uzun olması bunlar daha çok etken oluyor. Ve sarkma için daha yardımcı.

Rahim Sarkmasının Belirtileri Nelerdir?


Rahim sarkmasının belirtileri derecelerine göre ortaya çıkıyor. Yani demek ki ünce dereceleri vardır. birinci derece olan en hafif formunu genelde kişi kendisi anlayamaz. Bunu için bunun teşhisi rutin jinekolojik muayene sonucu teşhisi konulur. Genelde bunun için tedavide gerekmiyor. Ancak orta ve ileri derecede rahim sarkmaları belirti veriyor. Bunlar daha çok bel ağrısı. Özellikle alt karın bölgesinde aşağıya doğru bir basınç hissi ağırlık hissi. Vajinadan dışarıya doğru eline gelen şişlikler hisseder hasta. Dışarıya doğru bir şişme bir et parçası elime geliyor demekte hasta. Yine cinsel yaşamlarında ağrı çeker hastalar buna bağlı olarak bu şekilde belirti verir.

Rahim Sarkması hangi Şikayetlere Neden olmaktadır 

Şikayetler dediğimiz gibi orantılı olarak değişir. hafif derece sarkmalarda hastanın eline pek fazla bir şişlik gelmez pek şikayeti de olmaz. Ancak derece artıkça rahim sarkmasının şiddeti artıkça hasta rahimine dışarıdan eliyle hissedebilir durumda gelir. Orta hatta kendisi sarkar ve bu sarkma genelde tek başına değildir. Beraberinden vajinanın ün duvar ve arka duvar defektleri de bulunur genelde vajinanın ün duvar defektlerin de  mesane yani idrar torbası dışarıya doğru sarkar. arka duvar defektlerde ise kalın bağırsağın son kısmı olan rektum sarkar dışarıya doğru kişi rahim sarkması durumunda ayaktayken ıkınırken öksürürken tuvalete gittiğinde bulunduğu yerden aniden ayağı kalktığında aşağıya doğru organlarının sarktığını hisseder hasta. Peki rahim duvarının ün ve arka kısmının sarkması nelere neden olur. Oda mesanenin sarkmasıyla kişi hapşırarak öksürürken özellikle idrar kaçırabilir. İlişki sırasında idrar kaçırabilir. Arka duvar defektleri ile rektumun sarkmasıyla da kişide kabızlık olabilir kronik kabızlık olabilir. Kişi ilerleyen dönemlerde parmak yardımıyla idrarını ve büyük tuvaletini yapmak zorunda kalabilir.    


21 Mayıs 2015 Perşembe

Ebru Sanatı Nedir Malzemeleri Nelerdir?

Ebru Sanatı Nedir?

Ebru sanatı dediğimiz zaman. Çokça malzemeden bahsetmemiz gerekiyor. Öncelikle tepsiye benzeyen malzemeye tekne denilir. Ve içerisine kıvamı artırılmış olan sıvıyı koymamızı sağlıyor. Eskiler buna düzüyüci malzeme demiş. Yani yapışkanlık ve kıvam veren bir malzeme ile yoğunlaştırılması gerekiyor. Çok değişik malzemeler kullanılabilir bunun için. Tarihte en çok kitre dediğimiz malzeme kullanılmış. geben otunun yada geben ağacının öz suyunun havayla karşılaşması sonucu kemikleşmesinden ortaya çıkan bir malzeme. Günümüzde en çok kullanılan deniz kadayıfı dediğimiz malzeme. Deniz kadayıfı da denizde yaşayan bir yosun türü. Bu yosunun üzerindeki tozlar toplanarak satışa sunulmaktadır. Yada orkide bitkisinden elde edilen salep saf salep bu amaçla kullanılabilir. Buradaki temel mantık suyun biraz ağırlaşması boyalara rahatça şekil verebilmemiz için ve en önemlisi de yapışkan bir hale gelmesi ki. Kağıdı sıvının üstüne koyduğumuz zaman boyalar kağıda yapışır.

Boyalarda tabi sıvının kendisi kadar önemli malzemeler. Geleneksel türk ebrusuna da kullanılan boyalar genelde metal oksit boyalar. Ve bitkilerden elde edilen pigment boyalar. Birde siyahın burada çok önemi var. Siyah bildiğimiz sobanın kurumundan elde ediliyor. Bu boyları sıvının üstüne attıktan sonra şekil vermek için değişik kalınlıktaki piz dediğimiz malzemeleri kullanılmaktadır. Yada tarak adı verilen değişik diş aralıklarına sahip ve değişik boylardaki aletler kullanılır.

Yine boyaların üç boyutlu ve daha farklı bir görüntüye ulaşması içinde terebentin kullanılıyor. Buda çam körüğünün damıtılmasıyla elde edilen ve ebru sanatında kullanılan tek yağ türevli malzemedir.

Elbette ebruyu yaptıktan sonra bir kağıda geçirmek gerekiyor. Bunun için de ebru kağıdı kullanılmaktadır. Ve teknenin üzerinde kalan artıları temizlemek içinde saman kağıtları kullanılmaktadır. Yani bu kağıdın dışında başka kağıtlar kullanılmamasını özellikle tavsiye ediyoruz. Çünkü gazete gibi kağıtları kullanılmamasını özellikle uygun bulmuyoruz. Çünkü gazete kağıdı içerisindeki mürekkepteki kimyasallar ve kurşun zaman içerisinde teknenizi bozabilir.

Ebruyu kağıda aldıktan sonra bir kurutma tezgahına koymamız gerekiyor. Ebrumuz kuruduktan sonrada mühürleme demiş olduğumuz işleme geçilir. Bunun için de cam gibi akit gibi çakmak taşı gibi malzemeler kullanılabilir. Bu işlemde ise beyaz sabunla bir miktar sabunluyoruz ve daha sonrada mühür aletiyle parlatmak gerekmektedir.

Malzemeler

1 kağıt emici ve mat olması gerekmektedir.

2 kitre yapışma özelliği az olan yapıştırıcı veya zamk gibi ürünler kullanılmaktadır.

3 tepsiye benzer olan tekne

4 At kuyruğu fırça

5 boya

Ebru Sanatı Nasıl Yapılır?

İlk olarak teknenin içerisine sıvı boşaltılır. hazırladığınız sıvıyı bir tülbent ile süzülür. Ve bu sayede temizlenmesi sağlanır. Ondan sonra toprak boyaları ezerek çamur hale getirmek gerekir. Bu işlemden sonra ezdiğiniz boyanın içerisine sığır ödü ekleyerek 10-15 gün dinlendirme işlemi gerekmektedir. Bekleme işleminden sonra boya hazır kıvama ve kullanılmaya hazır demektir.
                                                                                                                                                           
Ebruyu yaparken dikkat çok önemlidir. Bunun yanı sıra çok eğlenceli bir sanattır. Bunu yaparken insanın kendisine sanatçı hissini vermektedir.

19 Mayıs 2015 Salı

Evlilikte İletişim Problemi Nedir?

Evlilikte İletişim Problemi Nedir?


Evliliklerde iletişim problemi oldukça sık karşılaştığımız bir problem. Kurumlara baş vuran çiftler. Biz bir birimizle iletişim kuramıyoruz yada eşim beni anlamıyor gibi sözleri sıkça sarf edilir. Burada gördüğümüz problemler iletişimin her iki tarafında da karşımıza çıkabiliyor. Yani kendisini anlatmaya çalışan yada isteklerini karşı tarafa aktarmaya çalışan, duygularını, düşüncelerini ifade etmeye çalışan  kişinin bunları yaparken yaptığı bir takım hatalarolabiliyor. Aynı zamanda dinleyen tarafın karşı tarafı etkin bir şekilde dinleme. Neler aktardığını duygularını düşüncelerini anlama ve oradan anladıklarını karşı tarafa bildirme konusunda sıkıntı yaşayabiliyorlar. Burda yaşadıkları sıkıntılarda yine eşim beni anlamıyor anlamadığı için kendimi değersiz hissediyorum ve mutsuz hissediyorum yada ilişkilerini genel anlamda ilişkilerinden aldıkları tatmini düşmesine ve aralarındaki genel olarak mutluluğun azalmasına yol açıyor. Burda kendisini ifade etmeye çalışan tarafın düştüğü hatalar genellikle karşı tarafı suçlama onun kişiliğine yönelik kötü ifadelerde bulunma yada kendi isteklerini ve beklentilerini anlatırken sadece alıcı yönünde ifadelerde bulunması. Ve karşı tarafında bu durumu suçlanıyor olarak algılaması. Ve suçlanıyor olarak algıladığı içinde doğrudan savunmaya geçmesine yol açıyor. Ve karşılıklı olarak bir çekişme ortaya çıkıyor. Yani bir taraf suçlama konumunda olup. Diğer taraf savunan taraf olduğu zaman iki tarafında bir oyunda halat çekme gibi bir durum ortaya çıkıyor. Ve iki tarafta benim istediğim olacak şeklide halatın bir ucundan çekmeye çalışıyor ve kazanan bir taraf olmuyor. Yada bir tarafın yere düşmesiyle sonuçlanıyor ve oda mutsuzluğu ve değersizlik hislerini ortaya çıkarıyor.

Çiftlerle yapılan iletişim çalışmalarında. Kendisini ifade eden tarafın bunu etkili bir şekilde yapmasını. Dinleyen tarafında bu konuşan tarafı etkili bir şekilde dinlemesi. Etkili dinlediğini karşı tarafa hissettirmesi onu anlaması ve anladığını da karşı tarafa bildirmesi yönünde çalışmalar yapılmaktadır. Bunlar bir takım egzersizler şeklinde ilerliyor.

Mutlu evlilikler ve mutsuz evlilikleri karşılaştırdığımızda şöyle bir bulguya ulaşıyoruz. Mutlu çiftler mutsuz çiftler göre. Farklı iletişim teknikleri kullanıyorlar. Ve kendi aralarındaki çatışmayı yönetmekte çok daha başarılar. Hatta belli çatışma yöntemlerine ve belli alışkanlıkları kullanan çiftlerin ilişkilerinin boşanmaya kadar gidebileceğini ciddi bir tutarlıkla tahmin edebiliyoruz.
Örneğin mahşerin dört atlısı dediğimiz. Eleştiri, aşağlama, savunma. Ve duvar örme davranışlarını eğer sık görüyorsak. Bu ilişkide tehlike çanları çalıyor demektir. Ve aslında bu alışkanlıkların yerine daha sağlıklılarını koymak hem çiftin daha mutlu bir şekilde hayatına devam etmesi hemde genel yaşam kalitelerini yukarı çekebilmesini sağlar. Örnek vermek gerekirse en yaygın  görülen eleştiri ile başlayan bir çatışma. Diğer tarafın duvar örmesi örneğin başka bir odaya geçmesi tepkisiz geçmesiyle devam eder. Oysa eleştiri yerine şikayetlenmeyi kullansak yani sen diliyle sen hep böylesin demek yerine. Ben diliyle sen hep böyle davrandığın zaman ben bunu hissediyorum demek karşı tarafında duvar örmek yerine o eleştiriyi kabul etmesiyle sonuçlanır ve daha yapıcı bir sonuç doğurabilir. Çatışmanın nasıl yönetildiği ve iletişimin bu kadar önemli olması ve bu kadar belirleyici olması evliliğin başarısı ve mutluluk hakkında İlk başta belki korkutucu gelebilir. Aslında bir taraftan da iyi bir haberdir Çünkü çiftlerin açısından çok kolay değiştirebilecek bir şeydir çiftlerin nasıl yönettiği.

İletişim kurmayı öğrenebiliriz. Nasıl iletişim kurulduğu aslında ilişkinin en dinamik tarafı. Ailelerimizi değiştiremeyiz, işimizi ve arkadaşlarımızı değiştirmemiz zordur. Alışkanlıklarımızdan vazgeçmek her zaman kolay olmuyor. Fakat bir çift terapisti ile beraber çalışıp sağlıklı alışkanlıklar edinmek ve daha sağlıklı iletişim kurmak çatışmayı daha doğru bir şekilde idare edebilmek çiftin arkadaş kalması hatta arkadaş olmasını sağlayacaktır ilk etapta ve bundan sonra ortak anlamlar yaratmak ve ortak hayaller kurmak ve daha anlamlı daha mutlu bir ilişki inşa etmek mümkün.

Evlilik Sorunları Nelerdir?

Problemsiz bir ev yoktur insanın olduğu yerde mutlaka problemde var zaten. İnsan kendisi hem problemi üreten hemde bunu çözmekten zevk alan bir varlık yani insan olarak bizim böyle özelliklerimiz vardır. Evliliklerde de özelikle eşler arsı iki farklı aile ortamında yetişmiş olan iki farklı cinsiyet bir araya geliyorlar. Problemlerin olmaması düşünülemez sadece burada insanların evlilikten ve eşinden beklentilerini bir daha gözden geçirmeleri gerekiyor. En önemli problemin şu olduğunu düşünüyoruz. Eşlerin bir birinden ve evlilikten beklentileri farklı olduğundan dolayı. O beklentileri karşılayamadıklarında yaşamış olduğu hayal kırıklığı onları normal dışı davranışlara itiyor diyebiliriz. Sağlıklı evlilikler ve sağlıksız evliliklerde sağlıklı aile ile sağlıksız aile arasında en temel fark şudur. Sağlıklı ailelerde daha çok bir problem çıktığı zaman, bu problemi nasıl çözebiliriz. Ama sağlıksız evliliklerde ve aile yapısında ise. Probleme değilde bu problemin sahibi kim yani bir günah keçisi aranma durumu ortaya çıkıyor. Bu yüzden evliliğiniz sağlıklı mı değil mi bunu anlamak için bu ayrıma bakın. Bir problem çıktığı zaman siz o problemi veya çözü yollarını mı araştırıyorsunuz yoksa bu problemi çıkaran kim onu bulun bana mı diyorsunuz. Eğer bunu söylüyorsak bu evlilik sağlam değil. Dolaysıyla bizim bakış açımız sağlıklı değil. Çünkü bazı insanlar vardır problem üretir bazıları problem çözer. Problem çözen sayısı az maalesef. İşte bu şekilde günah keçisi arayan suçlu arayan insanların bakış açısını değiştirmesi gerekiyor. Bizim için hayat arkadaşı dediğimiz kişi eşimiz.

Çocuklarda Baş Ağrısı Ve Tedavisi?

Çocuklarda Baş Ağrısı Ve Tedavisi?

Çocuklar başlarının ağrıdığını söyler ama çevresindeki büyükler çok önemsemez. Aslında çocuklarda da migren olur bir yaşından itibaren, konuşmaya başladığından itibaren çocuklarda migren tanımlanmıştır. Daha çok kadınlarda yaygın olmakla birlikte çocuklarda da az oranda değildir. Ancak çocuklardaki migrende baş ağrısı çok çok ön planda değildir, özellikle başı ağrıyan annelerin çocuklarında %70 oranında migren olabileceğini bilmesi gerekir, ancak anneler kendi migrenleriyle çocuklarının baş ağrısını karşılaştırır, özellikle çocuk çok şiddetli ağrı çekip bulantı ve kusmayla odaya kapanmıyorsa migreni yoktur dememek lazım, çünkü çocuklarda migren bulantı kusmalı ve baş ağrısı olmadan da seyredebilir, çocuğunuz oyun oynamayı bırakıyorsa, en sevdiği şeyleri yapmaktan imtina ediyorsa örneğim; bilgisayar oynamak, televizyon seyretmek, birden bire durgunlaşıyorsa veya durup durup kötü oluyo, bulantısı kusması oluyor yatıyor ertesi gün gayet iyi hiçbir şey olmamış gibi hayatına devam ediyorsa aklınıza çocukluk çağı migren gelmelidir. Burada annelere bu durumun ilgi çekmek için olmadığını çocuklarda da migrenin olabileceğini düşünün. Çocuklar ilgi çekmek için ağrılar bahane edebilir daha çok karın ağrısı gibi ama baş ağrısını ilgi çekmek için asla kullanmazlar. Bir önemli konuda çocuklara tabi ki ilaç kullandırmak istemeyiz, çocuklarda migrenin tedavisi çok kolaydır, özellikle migrende nöral terapiyi kullanmak gerekir, ama çok hassas, çok yumuşak çok az birkaç dokunuşla çocuklarda migreni tedavi edilebileceğini baş ağrılarının rahatlayabileceğini, bulantılarının ve kusma ataklarını düzelebileceğini unutmamak gerekir.

Çocuklarda Baş Ağrısının Nedenleri?

Çocuklarda Baş ağrısı Şöyle değerlendirilir. Baş ağrısı olan her bireyin incelenmesi gerekir. Ancak bunun içinde çok panik yapmaya gerek yok gelip geçici baş ağrısı hafif olursa ve çok aralıklı gelirse bu izlenmeli. Ancak hiç bir neden yokken birden gelen baş ağrısı mutlaka nörolojik bir değerlendirmeden geçirmelidir. Bu nedenler arasında çocuk hastalıkları örneğin yüksek tansiyon böbrek hastalıkları kalp hastalığı olabileceği gibi nörolojik durumlar beyindeki bazı yapısal hastalıklar olabileceği gibi migren bunun ötesinde. Ruhsal durumlar söz konusu olabilir. Bu bakımdan baş ağrısını ciddiye almak gerekir.

Çocukların baş ağrısının en büyük sebebi de okuldaki sıkıntılar. Dersler okulun verdiği gerginlik uzun süren ders saatleri verilen ödevler tabi yaş gurubuna göre değişmek üzere olabilir. Daha küçük çocuklarda yine aynı şekilde ailedeki bazı sorunlar çocuğa aşağı yukarı yansıyabilir. Tabi her baş ağrısının da ruhsal olduğu söylenemez. Eğer baş ağrısı uzun sürüyorsa mutlaka bir beyin tomografisinin çekilmesi gerekir. Yani her insanın baş ağrının bir beyin emarının çekilmesi gerekmektedir. Baş ağrısının yanı sıra migrende olabilir. Hatta çok iyi biliyoruz ki tüm yaş guruplarında migrenlerin %70 on yaş altında başlar. Ve en az %50 olasılıkla aile öyküsü yani aileden yakın bir bireyin. Anne veya babanın birinci derecede akrabanın da bu baş ağrısı ve hikayesi elde edilir. 

18 Mayıs 2015 Pazartesi

Asit Yağmurları Nedir Zararları Nelerdir?

Asit Yağmurları Nedir?



Fabrika bacalarından çıkan kimyasal zehirli gazlar. Asit yağmurları olarak yer yüzüne inebilirler. 1800 lü yıllarda malların üretiminde ve nakliyelerinde yeni yöntemler kullanılmaya başlandı. Kuzey Amerika da ve avrupa da bir anda yaygınlaşan bu yeniliğe sanayileşme dendi. Sanayileşme pek çok insana. Yeni iş imkanı refah ve iyi bir yaşam sağladı. Ama her şeyin olduğu gibi bunun da bir bedeli vardı. Sanayi büyük çapta enerji kullanıp tüketti. Bu doğal kirliliğe neden oldu. Başlangıçta hava ve su kirliliği sadece yerel sorunlar yarattı. Ama zamanla bu kirliliğin etkileri yaygınlaşmaya başladı.
Ve günümüzde herkesi ilgilendiren bir sorun halini aldı.


Sanayileşmenin ihtiyacı olan enerjiyi büyük miktarlarda kömür yakılarak elde edildi. Kömürden çıkan dumanı yerel sorun yaratmaması için. Fabrikalarda 100-150 metreye kadar yükselen bacalar yapıldı. Ama bu bacalar aslında bir temizlik işareti değildi. Ve atmosfer o kadar çok kömür dumanı yükselmeye başladı ki. Bu duman bulutları yapısında değişikli yaptı ve yağışlar asit yağmurları dediğimiz şekle dönüştü. Asin yağmurlarına neden olan iki ana kimyasal bileşim. Fabrikalardan çıkan kömür dumanında ki sulfur dioxide ve otomobil egzozlarından havaya karışan nitrojen oksittir.


Bunlar atmosferde ki gaz ve nemle birleşince oluşan asit bulutlarına karışmaktadır. Bu asitli bulutlar rüzgarların etkisiyle yüzlerce kilometre uzaklara gidebilirler. Kuzey Amerikanın doğu kısmından rüzgarlar genellikle kuzey doğuya doğru eser. Bu laboratuvar çalışmalarında aldıkları hava raporlarını ve bilgisayarda ki verileri kullanan bilim adamları. Asit yüklü bulutlarını takip ederek. Bunların asit yağmurlarını takip ederek bu yağmur sularını nereler bırakacağını saptarlar. Vardıkları sonuçlar oldukça doğru çıkıyor. Önceden tahmin edildiği gibi asit yağmurundan en çok etkilenen bölgeler. Belli başlı fırtınaların takip ettiği. Kırmızı noktaların üzerinde. Ve bu yol izlenerek asit yağışının bu bölgedeki bitkiler hayvanlar toprak ve su üzerindeki etkileri görülebilir. Ohayo vadisinden 600 km. Uzaklıkta oluşan asit bulutlarının kar ve yağmuru new york civarındaki ormanlara yağmaktadırlar. Hassas bir alıcıya sinyaller yollamış. Kullanılan bir anten radyo sinyallerinin kuvvet derecesine göre Balığın o anda bulunduğu yer tespit edilebilmiştir.


Bilim adamları asit yağmurlarına neden olan değişiklikleri. Dağlardaki akar sularda da inceliyorlar. Değişik bölgelere kurulan istasyonlardaki otomatik aletler. Akan sulardaki suyun kimyasal yapısını ve özellikle asit ve akalın değerlerini sürekli olarak kontrol ederler. Elde edilen verilerin hepsi bir mikro komputera kayıt edilir. Bilim adamları asit yağışının sulardaki canlı nüfusuna ve özellikle balıklara olan etkilerini de araştırırlar. Alabalık üzerinde yapılan bir deneyde devamlı olarak kontrol altında tutulan alabalıkların yağmur yada kar yağışından sonra suyun artan asitine dayanamadığı. Ve pek çok genç balığın öldüğü gözlemlenmiştir. Bu balıkların sudaki bu olumsuz değişikliğe dayanamadıklarını gösterir. Bir başka deneyde ise. Yetişkin bir alabalığın asit oranı farklı sularda radyo telemetri adı verilen bir aletle izlenmiştir. Balığın karnına yerleştirilen çok ufak plastik kaplı bir verici  Gözlemin sonucu balığın asit yağışına açık olan sulardaki tepkisinin farklılığı açıkça gösterecek niteliktedir.

Günümüzde Hava kirliliğinden Kaynaklanan Asit Yağmurları


Dünya üzerinde yaşam imkanı sağlayan şey Diğer gezegenlerde bulunmayan atmosfer tabakasıdır. Atmosfer temel gazı olan oksijeni ve diğer gazları tutarak canlılığı sağlar. Ayrıca güneşin yakıcı etkisine karşıda kalkan görevi görür. Atmosferde gaz, toz, duman, buhar, ve benzeri şekillerde bulunan maddelerin canlı yaşamını etkileyecek şekillerde artmasına hava kirliliği denir. Atmosferin alt katmanını oluşturan temiz hava tabakası azot, oksijen, karbondioksit, ve çok az miktarda diğer gazlardan oluşur.  Üst katmanında ise güneşin zararlı ışınlarını geri yansıtarak diğer küreye ulaşmasını önleyen ozon tabakası vardır. Her iki tabakayı da kirleten etmenler. Fabrika bacaları egzoz gazları deodorantlar Böcek öldürücüler saç spreyleri gibi zararlı gaz barındıran atıklardır. Bu atıkların çevreye zararlı pek çok etkisi vardır. Bu gazlar ozon tabakasını incelterek zararlı ışınların yer küreye ulaşmasına neden olur. Bu durum başta cilt kanseri olmak üzere. Pek çok hastalığa, ölümlere orman ve petrol yangınlarına kapı aralar. Zararlı gazların havadaki su buharıyla karşılaşmasıyla asit yağmurları oluşur. Ormanlara ve diğer yeşil alanlara büyük zarar veren bu yağmurlar sulara karışarak bütün eko sistemi etkiler. Havadaki karbondioksit miktarının artması biriken isinin atmosfer dışına çıkmasını etkiler. Sera etkisi denilen bu olay nediyle artan sıcaklık buzulların erimesine ve denizlerin tehlikeli şekilde yükselmesine neden olur. İnsan etkisiyle oluşan bu zararları önlemek hepimizin görevidir. Hava kirliliğini önlemek, ozon tabakasına zarar veren ürünlerden uzak durulmalı. Fosil yakıtlarını azaltıp. Alternatif enerji kaynaklarına yönelmeli. Kara taşımacılığı yerine deniz ve demir yollarına yönelmeli. Uzun mesafelerde toplu taşımayı, kısa mesafeli ulaşımlarda da yürümeyi yada bisiklet gibi taşıtları seçmeli.


17 Mayıs 2015 Pazar

Yenilenebilir ve yenilenemez enerji kaynakları?

Yenilenebilir ve yenilenemez enerji kaynakları?

Yenilenebilir enerji kaynakları; günümüzde birçok ülkede kömür, petrol ve doğal gaz kullanımı yaygın olarak kullanılmaktadır. Bu yakıtlar fosil yakıtlardır ve yenilenebilir enerji kaynaklarının içine girmemektedirler. Bu kaynaklar yenilenebilir kaynaklar olmadığı için gün geçtikçe azalır ve fiyat bakımından da artış gösterir. Bunların daha fazla üretilmesi demek çevreye daha fazla zarar vermesi demektir. Bunun tam tersi olarak yenilenebilir enerji kaynakları sürekli olarak kendilerini yenilemektedirler ve kendilerini sürekli yeniledikleri için asla tükenmezler. Yenilebilir enerji kaynakları enerjilerini direkt olarak ya da dolaylı olarak güneşten sağlamaktadırlar. Yenilenebilir enerji kaynaklarının tanımını şu şekilde yapabiliriz; kaynağı hiçbir şekilde tükenmeyen enerji kaynaklarına yenilenebilir enerji kaynakları adı verilir. Peki, yenilenebilir enerji kaynakları nelerdir? Şimdi bunları detaylı bir şekilde ele alalım.

Yenilenebilir enerji kaynakları

Güneş enerjisi: Hesap makinesi, bazı elektronik eşyalar ve güneş enerjisi sayesinde çalışan saatler için güneş enerjisine ihtiyaç vardır. Çevreye hiçbir şekilde zarar vermez ve kendini sürekli olarak yenileyebildiği için sıkça kullanılmaktadır. Güneş enerjisi ile elektrik enerjisi elde etmek pekte ekonomik değildir. Bundan dolayı bu enerjinin kullanımı pek fazla tercih edilmemektedir.
Rüzgâr enerjisi: rüzgâr enerjisi kaynağını güneş enerjisinden almaktadır. Güneş enerjisi denizleri ve karaları aynı miktarda ısıtmadığı için basınç farkı oluşur. Oluşan bu basınç farkı ise rüzgârın oluşmasına neden olmaktadır. Su depolamak için, soğutma işlemleri için, elektriğin üretilmesi için rüzgâr enerjisine ihtiyaç vardır. Rüzgâr enerjileri temizdir ve yenilenebilir enerji kaynakları içinde yer aldığı için asla tükenmezler. Rüzgâr enerjisinin bazı zararları da bulunmaktadır. Örneğin; kuşların ölmesine neden olurlar, görüntü kirliliğine neden olurlar, yatırım maliyeti yüksektir tüm bu olumsuzluklar da rüzgâr enerjisinin zararları arasına girer.
Hidroelektrik enerji: Balıkçılığın geliştirilmesi için, enerjinin üretilmesi için, ulaşımı kolaylaştırmak için, sulama amacıyla kullanılmak için hidroelektrik enerjisi tercih edilir. Dışa bağımsız bir enerji kaynağıdır. Yapım aşamasının uzun zaman alması, ekonomik açıdan pahallı olması dezavantajıdır.
Jeotermal enerji: Jeotermal enerjisinin anlamı yer ısısıdır. Merkezi ısıtma ve soğutma, fizik tedavi ya da turistik yerlerde sıkça kullanılmaktadır. Çevreye zarar vermediği gibi oldukça ekonomiktir. Kullanıma hazır enerji kaynakları arasına girmektedir. Jeotermal enerji, yeryüzüne çıktığı bölgelerde zararlı gazlar meydana getirir. Bu da onun dezavantajıdır.
Hidrojen enerjisi: Evrenin temel enerji kaynağı hidrojendir ve birçok alanda kullanılmaktadır. Zararlı gazlara neden olmadığı için çevreye herhangi bir zararı bulunmamaktadır. Verim açısından çok yüksektir.

     Böylece yenilenebilir enerji kaynaklarından bahsetmiş olduk. Şimdi birazda yenilenemez enerji kaynaklarına değinelim.

Yenilenemez enerji kaynakları

Adı her ne kadar yenilenemez enerji kaynağı olsa da baktığımız zaman doğada yenilenemez enerji kaynağı bulunmamaktadır. Şimdiki zaman dilimini ele aldığımız zaman yenilenemez enerji kaynaklarının kullanım yüzdesi %95’i geçmektedir. Bu yüzden önümüzdeki 50 yıllık zaman zarfında doğalgaz ve petrol gibi çok fazla kullanılan enerji kaynaklarının tükenmesi ile karşı karşıya kalacağımız tahmin edilmektedir. Yenilenemez enerji kaynakları en fazla çevreye zarar vermektedir. Çevremizi korumak için önce kendimizi ve sonra diğer insanları biran önce bu konu hakkında bilgilendirmemiz gerekmektedir. Şimdide yenilenemez enerji kaynakları hakkında biraz bilgi vermeye çalışalım.
Yenilenemez enerji kaynakları;
Kömür: Kömürün çıkarılması için yeraltı madenciliği ya da açık işletme yöntemleri kullanılır. Genel olarak hayvan fosillerinden meydana gelir. Yanması oldukça kolaydır. Kömürün birçok çeşidi bulunmaktadır. Türkiye’de en fazla linyit kömürü yer alır.
Taş kömürü: Ülkemizde Zonguldak, Amasra, Ereğli bölgelerinin arasında kalan bölümde çıkarılır.
Linyit: Türkiye’de en zengin enerji kaynağı linyittir. Bütün bölgelerde linyit rezervi yer almaktadır. Taş kömürüne oranla linyitin kalorisi daha düşüktür. Soma, Tunçbilek, Seyitömer, Afşin gibi termik santrallerde elektrik enerjisi elde edilmektedir.
Petrol: Petrol çok az miktarda bulunduğu için değeri oldukça yüksektir. Geçmişi çok eski tarihlere dayanır.
Doğalgaz: Petrolde olduğu gibi doğalgazında geçmişi eski tarihlere dayanmaktadır. Isınma açısından doğalgazı ele alırsak eğer %75’lik bir orana sahip olduğu göz önüne çıkar. Doğalgaz elektrik üretiminde de kullanılır. Fakat bu oran %10 ile %15’lik bir yüzdeye sahiptir.

        Böylece hem yenilenebilir hem de yenilenemez enerji kaynakları hakkında sizlere bilgi vermeye çalışmış olduk.

Zayıflatan Acı Çehre Otu Nedir?

Zayıflatan Acı Çehre Otu Nedir? 

Yaz mevsiminin gelmesi ile birlikte özellikle kadınların çoğunda meydana gelen zayıflama isteği insanları birçok alanlara yönlendirmektedir. Diyet, düzenli spor, birçok ilaç kullanımı… Kilo verme yöntemi olarak bilinir ve sıkça kullanılır. Fakat uzmanlar tarafından önerilen sağlıklı kilo verme yöntemleri arasında spor ve düzenli beslenme yer almaktadır. Son zamanlarda hızlı bir şekilde ve kesin olarak çözüme ulaşmak için acı çehre otunu kullananların sayıda da gittikçe artmaktadır. Acı çehre otu ılık bir suya sallama çaylarda olduğu gibi bırakılarak veya farklı şekillerde, genel olarak sıvı bir şekle getirilerek kullanılır. Acı çehre otu, kısa bir şekilde anlatmamız gerekirse hızlı bir şekilde kilo vermeyi kolaylaştıran bir bitki tohumunun karışımı ile elde edilen bitkiye denilmektedir. Kimi kaynaklarda belirtilenlere göre düzenli bir şekilde kullanılırsa eğer 1 ayda yaklaşık 8 ile 10 kilogram arasında kilo vermenizi sağlar. Alternatif tıp alanında önerilen acı çehre otu sadece kilo verme amacı ile değil ayrıca kabızlık sorununa da iyi geldiği söylenmektedir ve bu sorun için kullananların sayısı da oldukça fazladır. Acı çehre otu bünyesinde 75 farklı bitki tohumu barındırır.

Acı Çehre Otunun Vücuda Etkisi Nedir? 
 Bağırsakların hızlı çalışması için faydalıdır
Bağırsakları düzenlemede faydalıdır
Cildinizin sıkılaşmasını istiyorsanız eğer çehre otunu kullanabilirsiniz
Hücrelerin yenilenmesinde faydalıdır
İdrar sökülmesi açısından acı çehre otunun faydalarını görebilirsiniz
Gaz oluşumunun azalmasına yardımcı olur ve bundan dolayı şişkinlik problemini ortadan kaldırır Bütün bunlara rağmen eğer acı çehre otunu çok fazla tükettiğiniz takdirde ishal belirtileri ile karşı karşıya kalabilirsiniz.

Acı Çehre Otunu Kimlerin Kullanması Sakıncalıdır?
 Diyabet hastaları Böbrek ve karaciğer yetmezliği hastalığına sahip kişiler
 Kortizon tedavisi gören kişiler Kilolu olan kişiler Anti-depresan ilaç kullananlar

 Son olarak belirtmekte fayda görülen bir husus daha vardır. Sağlıklı olan kişiler bile acı çehre otunu kullanmadan önce bir doktorun onayını alması gerekmektedir.

E-mail Newsletter

Sign up now to receive breaking news and to hear what's new with us.

Recent Articles

© 2014 Bana Bilgi Ver. WP themonic converted by Bloggertheme9. Powered by Blogger.
TOP